CEMÂLEDDİN İSHÂK EL-KARAMÂNÎ’YE AİT “KASÎDE-İ HÂİYYE” NİN TAHKİKLİ NEŞRİ, TERCÜMESİ VE DEĞERLENDİRMESİ

Author:

Number of pages: 328-351
Year-Number: 2021-28

Abstract

Osmanlı âlimlerinden Cemâleddin Aksarâyî’ye (ö. 791/1388-89?) nispetle “Cemâlîler” veya “Cemâlizâdeler” olarak bilinen köklü bir aileye mensup olan Cemâleddin İshâk el-Karamânî, XVI. asırda yaşamış bir Osmanlı âlimidir. Karaman’da dünyaya gelen Karamânî, ilim hayatına o dönem Aksaray’daki Cemâleddin Aksarâyî Medresesinde başlamış, Konya Medresesinde devam etmiş ve İstanbul’da devrin önemli hocalarından ders alarak ilmini tamamlamıştır. Aynı zamanda Şeyh Hamdullah’tan da hat dersi alarak bu alanda da kendisini kanıtlamıştır. Hac vecibesini yerine getirdikten sonra İstanbul’a yerleşen Karamânî, dönemin kadısı olan hocası Muslihuddin Kastallânî ile yaşadığı bir olay sebebiyle tasavvufa yönelmiş, Karaman’a dönerek Halvetiyye tarikatının halifelerinden olan Habib Karamânî‘ye bağlanmıştır. Hocasının icazetiyle Karaman’da bir süre halkı irşat ile ilgilenmiş, hayatının sonuna doğru tekrar İstanbul’a gelerek amcası Veziriazam Pîri Mehmet Paşa’nın kendisi için yaptırdığı tekkede irşat vazifesine devam etmiştir. Karamânî, H. 933’te İstanbul’da vefat etmiştir. Karamânî, tefsir, hadis, Arap dili ve belagati gibi çeşitli ilimlerde eserler vermiş, ayrıca tasavvufi içerikli Türkçe ve Arapça kasideler yazmıştır. Karamânî’nin Arapça kasidelerinden biri “Kasîde-i Hâiyye”dir. Karamânî, bu kasidede genel olarak bu dünyanın gelip geçici olduğundan, aklı olanın bu dünyaya kanmayacağından, insanın günahkâr ve aciz bir kul olduğundan bahsederek bağışlaması için Allah’a dua eder. Bu makalede Cemâleddin İshâk el-Karamânî hakkında kısaca bilgi verildikten sonra “Kasîde-i Hâiyye”nin farklı nüshaları karşılaştırılacak, Türkçeye tercümesi yapılacak, kaside şekil ve muhteva yönünden incelenecektir.

Keywords

Abstract

Cemâleddin İshâk al-Karamanî, who was a member of a deep-rooted family known as “Cemâlîler” or “Cemâlizâde” compared to Cemâleddin Aksarâyî (d. 791 / 1388-89?), one of the Ottoman scholars, is an Ottoman scholar who lived in the 16th century. Karamânî, who was born in Karaman, started his science life in Cemâleddin Aksarâyî Madrasah in Aksaray at that time, continued in Konya Madrasa and completed his science by taking lessons from important teachers of the period in Istanbul. He also proved himself in this field by taking calligraphy lessons from Sheikh Hamdullah. Karamanî, who settled in Istanbul after his pilgrimage, turned to Sufism due to an incident he had with his teacher Muslihuddin Kastallânî, who was the qadi of the period, and returned to Karaman and was attached to Habib Karamani, one of the caliphs of the Halvetiyye sect. With the approval of his teacher, the people of Karaman took care of the guidance for a while, and towards the end of his life, he came back to Istanbul and continued his duty of guidance in the dervish lodge built for him by his uncle Vizier Piri Mehmet Pasha. Karamanî died in Istanbul in 933 AH. He has written works in various sciences such as Karamanî, tafsir, hadith, Arabic language and rhetoric, and also wrote Turkish and Arabic odes with mystical content. One of the Arabic odes of Karamanî is "Kasîde-i Hâiyye". In this eulogy, Karamanî generally prays to Allah for forgiveness by mentioning that this world is temporary, that those who have a mind will not be fooled into this world, that man is a sinful and helpless servant. In this article, after giving brief information about Cemâleddin İshâk el-Karamanî, different copies of “Kasîde-i Hâiyye” will be compared, translated into Turkish, ode will be examined in terms of form and content.

Keywords